Ali Yılmaz

Kısantalı Zurnacı Ali Yılmaz [Bayburt – Demirözü ]

Müzisyenlik (Çalgıcılık) 1940’lı yıllarda Baba Mehmet Yılmaz (Bekçi Memet) ile başlayor. O da Bayburt ve yöresinin iyi Zurnacılarından biridir. Ali Yılmaz 1951 yılında Bayburt’un Demirözü ilçesi eski adı Kısanta’da Dünyaya gelmiştir . Baba mesleği zurnayı 15 yaşında çalmaya başlıyor. Bayburt Demirözü (Kısanta) ve çevresinde hayatı boyunca onurlu,şerefli bir insan ve de müzisyen olarak 50 yıla aşkın düğünlerde çalgıcılık yapmıştır. Yöre Folkloruna büyük katkı sunmuştur. Unutulmaya yüz tutmuş çok bar (oyun havası) ve düğün törenleri, sayesinde bir sonraki nesillere doğru bir şekilde aktarlmıştır. Askerliğini Harbiye Mehteran bölüğünde yapmıştır. Mehteran bölüğünde zurna ve davul çalmıştır. O dönemde çekilmiş Cüneyt Arkın’ın başrolde olduğu Kara Murat ,Fatihin Fedaisi vb çok filmde Mehteran ile birlikte davul ve zurna icra etmiştir. Almanya’nın Hamburg şehrinde, Askerliği döneminde bütün ülkelerin katıldığı dünya marşlarının yer aldığı bir yarışmada kendisinin de yer aldığı Harbiye Mehteran Takımı ile birincilik elde etmişlerdir. Dünyaca ünlü Bayburt Baksi müzesinin katkıları ile yayınlanan Bayburt’un ilk kayıtlarında icralarına yer verilmiştir. 1970’li yıllar da ilk kaset kayıtı Mustafa Genel ve Arkadaşı olarak yayınlanmıştır. Bu albümde davul çalmıştır. Yöreye ait ve unutulmaya yüz tutmuş iki albüm yayınlamıştır. Deniz Selman ,İsmail Yılmaz ile birlikte birde mey albümü yayınlamıştır.
2008 yılında iki oğlu Sercan ve İsmail Yılmaz ile Ahenk Müziğin kurulmasına öncülük etmiştir.

Kategoriler: , .

Albüm Açıklaması

ALİ YILMAZ’IN ;ANADOLU’DAN ,YERYÜZÜ ÇOCUKLARINA MEY VE ZURNA AŞK’I..

BÜYÜK BABA MEHMET YILMAZ’IN DEYİMİYLE; BÜYÜK VADİDE GÜLLER İÇİNDE KAYBOLMUŞ SARHOŞ BİR KELEBEĞİN HİKAYESİ…

En çok yakınımızdakileri görmediğimiz için hep uzaklarda aradığımız,yaşam kılavuzu durmaksızın bize dersler verir.
İçindeki nefese bakmaksızın yürek zarını bulamazsın.Yeter ki oraya bak ve o yareye dokun,diyenler gibi…

Üstad Ali Yılmaz;yılların sancısından seslenir,dağlara çıkar,ovalar iner,yaylalarda düşler kurar.
Oğullarına sonsuz masallar anlatır.
Onun için o masalın gövdesinde duran Ahenk;İsmail Yılmaz,Sercan Yılmaz ile şenlenir ki onlara verdiği anadolu kültür mirasında pişman olmamıştır.

İnsanlığın en eski ve en güzel hikayelerindeki,gerçek aşkına yol gösteren;erenlerle,Ali Yılmaz’ın mey ve zurnası,o pervanenin yanağında durmayan mevsimlere koşar,ne kadar yeryüzü şarabında dem varsa,nasıl yanmışsa doğarken acıdan;O üflemesi çığlık olması şerbet tadıyla uyananlar içindedir.

İşte memleket sevdasına,yanmış bir ustanın bahçesinde yaprak olan çocuklar,
diğer yanda Ali Yılmaz’ın toprak kokusunda açılan elleri,yine bizim rüzgarımıza cevap olsun diye durmuş ya…
Bu yüzyılın karanlığında;o nefesindeki yiğitliğin çocukluğuyla,Yunus Emre kapısından,Binali Selman alkışı gönderiyorum.Yeryüzü çocukları vicdansız ve vefasız kalmasın diye…

Geç değil ama Ali Yılmaz;Unkapanı meydanına postunu serdi, hemde albüm çalışmalarıyla…

Ahenk müzik ailesiyle..

Akın Ok / 2008