tanertanisman

Taner Tanışman & Traditional Folk Dance

Yapımcı / Ahenk Müzik
Barkod / 8680114940717
Türü / Oyun Havası
Dili / Enstrumantal
Yayın Tarihi / 24/06/2013
Ürün adedi / 2 CD
Format / CD

ESERLER

CD 1
1. Başbar
2. İkinci Bar
3. Kürdo (Koçeri)
4. Hoşbilezik
5. Dello
6. Garabet
7. Veysel Barı
8. Hoynare
9. Saçbağı
10. Sarıkız
11. Bayburt Sallaması
12. Ağır Şiro ve Üstesi
13. Köroğlu
CD 2
1. Mey Açış
2. Kısanta
3. Melekhanım Barı
4. Iğdır Barı
5. Tamzara
6. Sıksara
7. Tercan Dağı
8. Kosalma
9. Temirağa
10. Yılan İnceden Öter
11. Rum Tiki
12. Cezayir
13. Söyleyin Bayburt’un Vasf-ı Halini

Albümü İncele

SKU: ALBM10. Kategoriler: , .

Albüm Açıklaması

TANER TANIŞMAN TRADITIONAL DANCE ERZURUM BAYBURT ERZİNCAN GÜMÜŞHANE
Başlarken, siz değerli dinleyicilerime sunduğum bu projenin mutluluğu ve heyecanı içinde olduğumu tüm kalbimle belirtmek istiyorum. Bu çalışmayı, ben ve benim gibi bu sazlarla iştigal eden her arkadaşımın örnek aldığı rahmetli üstadımız Binali Selman’ı anmak ve O’nun eşsiz icrası önünde yeniden saygı ve tazim ile eğilmek maksadını güden bir samimiyeti yeniden açığa vurmak adına düşlediğimi beyan edeyim.
Albümde örneklemeye çalıştığımız yörelerimizin icrası hususunda birkaç unsura değinme gereğini duyuyorum. Bunlar, biz genç müzisyenlerin yetişmesi, geçmişten gelen bilgi ve birikimi yarınlara aktarma konusunda önem taşımaktadır. Bu nedenle burada öncelikle Tercan’lı (Şebge’li) Mahir Uzar, Bayburt’lu Kemancı Zakir ve Erzurum’lu Ağa Dede’ye kadar uzanmak gerekir. Bu isimler, barlarımızın günümüze aktarılması konusunda çok mühimdir ve ancak bu ustaların sayesindedir ki bir Binali Selman doğmuştur.
Mahir usta, bar yöresinde ünü kendi bölgesini aşmış ilk ustadır. Öyle ki, Erzurum Kongresi döneminde M. Kemal Paşa’yı çalgı çalarak karşılayanlar arasında yer alır. Dahası, Güneydoğu’da özellikle Siirt ’deki Arap ağalarının düğünlerinde çalmıştır. Buradan, Şiro, Arap Şirosu, Kürdo gibi, o yörelere özgü melodilerin bir “gezgin Abdal” misali O’nun tarafından taşındığını açıkça görüyoruz. Ve unutmamak gerekir ki sağlığında Doğu Anadolu’da kendisiyle çağdaş; bir diğer meşhur şahsiyet, Şark Bülbülü Celal (Güzelses) idi. Bar yöresine dair ilk kayıtları ki, bu bir taş plaktır, yine Mahir usta icra etmiştir. Hakikaten bu taş plağı dinleyenler Binali Selman’ın O’ndan feyiz aldığını açıkça görürler. Zaten Binali Selman çocuk yaşlarında Mahir ustanın köyüne kadar gidip kendisini unutulmaz bir icracı yapacak özelliklerden birini bu yolla edinmiştir. Burada yeri gelmişken O’nun “usta kadri bilmeyen üstat olamaz” anlayışına olan vefasını vurgulamak üzere şu anekdotu aktaralım: İstanbul’da bandoda askerlik yaparken, bir oğlu olduğuna dair mektup almış ve cevaben “adını Mahir koyun” diye yazarak, ustasına olan saygısını belirtmiştir. Esasen Mahir usta ile başlamış bir özel tekniği bizzat ve özellikle zurnanın icrasında çok önemli yeri olan oktav seslerin sağlıklı, temiz ve akıcı şekilde kullanılması şeklinde geliştirmiştir. Bu demek oluyor ki; kendi bulguları ve işleyişi, ahengi ile aslında kendi kendine bir yöredir Binali Selman.
Kemancı Zakir de üstadın birlikte müzik icra ettiği ve örnek aldığı bir diğer isimdir. Üstat belki de doğup büyüdüğü köyünün dışında icra edilen melodileri ilk kez Zakir’den duymuş ve O’na, çalmakta çok mahir olduğu zilli def ile ”eşlik yapmıştır”. Kemanla tanışır ve ileriki yıllarda bizzat icraya başlar. (kemanı, kemane gibi diz üstünde çalmaktadır. Bu Anadolu da birçok yörede görülen bir özelliktir. Yeri gelmişken üstadın iyi derecede cümbüş çaldığını da nakledelim.) Ve zamanla Zakir ustadan duyduğu melodiler yalnızca ezberlenmiş eserler olarak kalmaz, eserleri kemandan duyduğu, bu saza özgün haliyle icraya başlar. Daha sonraki yıllarda “benim tavrım kemanvari tavırdır” diyecektir. Zakir usta da bu hususta bir değerdir ve halk müziği repertuarına gerek kendi varlığı ile gerek Binali Selman aracılığı ile ismi yazılacaktır.
Ağa Dede ise deyim yerindeyse üstat için büyük bir eserler bütünü kaynağıdır. Bu husus günümüzde bizler için de böyledir. B. Selman, diğer iki üstada nazaran Ağa Dede’nin tavrını asla taklide kalkmamış, O’nun barlar açısından olan zenginliğinden kendi tavrı ile istifade etmiştir. Örneğin son yıllarda duyurmaya çalıştığım Melek hanım Barı, aslen Ağa Dede’ye dayanmaktadır. Fakat B. Selman bunu kendi içtihadına göre süslemiştir. Ağa Dede’nin barlara olan katkısı çok fazladır. Hatta bunu bir yaşam şekli olarak benimsemiş, Dadaşlığın vazgeçilmez öğelerinden biri olan “zığvası” ile hayata gözlerini yummuştur. Erzurum erkek ve kadın barlarında Ağa Dede’ ye en yakın icracı, öğrencisi rahmetli Aba Müslüm Abay (Evliyaoğlu) dur. O’nu Erzurum merkeze özgü maharet isteyen zurna tavrının yanında klarneti ile de anmak hiç yersiz olmaz.
Daha sonraları kimi büyüklerimizin yörelerinden ayrılıp kentsel yaşama girmek zaruretini duyarak büyük şehirlerde başka başka yörelerle ve melodilerle tanışmış olmalarını, bu farklı yöreleri icraya çalışmalarını da hatırlamak gerekir. Buna yukarıda saydığımız kişilerden başka örnek teşkil etmesi adına Mezre’li Ahmet’i sayabiliriz. Aynı dönemde Kastamonu’lu ‘’Karayılan’’ kardeşler de anmaya değer ustalardır. Bunun geleneksel şekli ile yöre icrasının yanı sıra daha önemli saydığım bir diğer yönü var: Karayılan’lar Anadolu’muzda köy meydanında çalınan davulumuzu, zurnamızı Küçük Çiftlik Parkı gibi Cumhuriyetin ilk yıllarından beri Celal Güzelses, Safiye Ayla; Müzeyyen Senar gibi sanatkârların konserler verdikleri bu alana taşımış ilk kişilerdir. Yaşça onlardan daha genç iki kardeş sonraki yıllarda ‘’Akyılan’’ kardeşler olarak anılacaklardır. Yaşar ve Binali Selman kardeşler.
Bu değerler, zaman içerisinde tarihteki rollerini sergileyip ebediyete intikal ettiler. Bundan sonra, bu saydığımız değerlerden çıkan bir estetik, daha sonra biz genç nesillere ilham kaynağı oldu ve bir çığ gibi büyüdü. 80’li yıllarda eşsiz bağlamasını salon kültürüne, solo konserlere taşıyan Arif Sağ hocanın girişiminin ardından çok büyük bir kitle ‘’bağlama’’ çalmaya, öğrenmeye başladı. Üzülerek söylemek gerekir ki aynı yayılım mey-zurna için o senelerde bunca revaç kazanmamıştır. Anadolu’da olduğu gibi genel ve özgün hali ile ya ‘’usta- çırak’’ ilişkisi şeklinde ya da ‘’babadan-oğula’’ intikal ederek sürdü. Daha sonraki yıllarda bağlamanın ardından mey-kaval-zurna da bir büyük ivme kazandı ve son yıllarda daha çok icracı ve öğrenme isteği ile dolu insanlar ortaya çıktı. Bu, çok geleneksel olan sazların kitleler tarafından öğrenilip icra edilmesi adına sevindirici oluyor. Ama bu sazlar söz konusu olduğunda fevkalade ciddi çalışma, dinleme, öğrenme gereği doğuyor. Bu çok da doğal bir durum; unutmamalı: Anadolu’nun asıl sazları; davul-zurna ve bağlamadır. Yaşadığımız toprakların en eski, özgün sazları bu sazlardır. Dolayısıyla çok daha fazla ilgiyi hak ediyorlar.
Bu ilgiyi son derece benimsemiş; bir emanet misali taşımış ve taşımakta olan kimi değerlerimizi de anmamak olmaz. Bu kişiler belki kendilerini çok büyük kitlelere dinletememiş olabilirler. Bu da zaman ve imkân meselesidir. Fakat bir şekilde ‘’bayrak’’ taşımışlardır… Örneğin: Dursun Genel (Hazani), Mustafa Genel ki bu iki değer Mahir Usta’nın yeğinleridirler. Adlarını anmaktan haz duyduğum üstatlar; Bekir Arıs, Celal Killik, Haydar Kıran, Merali Değirmenci, Erdal Kıran, Ahmet Meral, Hikmet Selvitop, Aşlale’li Alaattin, ‘’Mehmet Aksu,(Liç’li Memo)’’ İsmail Tekkol, Adil Vural, Kemal Baylan, Musa Uzunkaya, Kemal Kırmızı, Yusuf Kıran, Yaşar Selman, Yaşar Kara, Dursun Tanışman. Tabi sevgili değerimiz Deniz Selman’ı unutmayarak, isimlerini saydığım büyüklerime saygılarımı sunuyorum ve emeklerine teşekkür ediyorum.
Bu çalışmaya, yukarıda bahsettiğim ustalara ihtiram ile özgün, doğal bir şekilde hayat vermeye çabaladık. Bar yöresi demekle elbette yalnızca Erzurum, Bayburt, Erzincan ve Gümüşhane demek gerekmez. Çünkü bu, daha büyük coğrafyayı kapsayan büyük bir bahçedir. Biz bu bahçeden bir demet sunmaya çalıştık. Beğeninize…

Sevgili dostlar,
Öncelikle tüm dinleyenlere yürek dolusu merhaba,
Bir müzik adamının müzik aşkı, çocukluğunda yani 5 ve 10 yaşlarında başlar. Taner de kendini bildi bileli davulun zurnanın özüne inmiştir. Yöreleri çok iyi dinleyerek ustalardan aldığı tavır ve hançereleri
Sazına çok iyi yansıtmıştır. Usta çırak ilişkisinde kendisini besleyip bu noktaya taşımıştır.
Araştırmaları ve çalışmaları ile çok zengin folklorumuzu kendi içinde yoğurup bir tavır çıkarmıştır.

Kendine has bir lehçe ile…
Anadolu da gönüllere taht kurmuş, kulaklarımıza ve ruhlarımıza hitap etmiş, bu yolda adeta mühür vurmuş ustaları çok iyi dinleyerek yoğrulmuştur. Ben Taner’i dinlediğimde umman sız bir deryaya dalarım. Ecdatlarımı’zın kokusunu ve ruhunu sunar bize. Yöremizi memleketimizi hatırlatır bize. Yani Taner biz, biz Taner oluruz…
Rahmetli Binali Selman babamızın kokusunu,tavrını ve ruhunu hissettirir bizlere,
Kısacası toparlamak gerekirse; Taner’in o nefesinde ve parmaklarında en güzel derinliklere ve lezzete bırakın kendinizi. Bezesin ruhunuzu Anadolu’nun kokusu. İyi ki Varsın ve hep Varol Dadaşım. Seni seviyorum…

Özcan Türe
Binali Selman genetik olarak, evet benim babamdır .O benim Allah’tan sonraki ikinci tanrımdır. Binali Selman tanrının verdiği en mükemmel ellerden birisidir. Tartışmasız nasıl ki her konuda bir örnek gelmişse, Rabbim de O’nu mey ve zurna konusunda örnek olarak göndermiştir. O yüzden Genetik olarak benim babamdır ama ben O’na babam olarak tek başıma sahip çıkamam. Çünkü bu mesleği yapan herkesin babasıdır. Bunun yanı sıra buna en çok gönül vermiş oğullarından sonra en çok gönül veren kişi Taner Tanışman’dır . O da zaten benim kardeşimdir, Babamın evladı gibidir. Verdiği gönlünü çaldığı enstrumanıyla çok rahat anlayabilirsiniz. Tüm Binali Selman sevenlere minnettarım. Saygılarımla, sevgilerimle
Deniz Selman
Initially I want to state with all my heart that I’m very happy and excited about this project.
The aim of this project is to commemorate our deceased music master,Binali Selman,who is taken as a model by me and my friends,occupying with these instruments.
I need to refer to some elements which are about the performing of the Album.These elements are important for the educating of young musicians like us,also they are crucial for transferring the past knowledges to the future.Therefore,we must mention about Mahir Uzar from Tercan(Şebge),Violinist Zakir and Aga Dede from Erzurum.These names are significant in the field of ”Bar” (A kind of folk dance) and Binali Selman became famous thanks to these names.
Mahir Usta is the first one in Bar folk dance,whose fame went beyond his own region.In the era of Erzurum Conference,he was involved in the music group which welcomed Mustafa Kemal Atatürk.Moreover he played in south-east,especially for the wedding ceremonies of Arabian landowners.We see clearly that,he carried south-east melodies such as Şiro, Arabian Şiro and Kürdo like a wanderer dervish does.Şark Bülbülü (Celal Güzelses) was Mahir Usta’s contemporary in eastern Anatolia.The first record of Bar folk dance was performed by Mahir Usta and it was a gramophone record.If it is listened it will be understood that Binali Selman was enlightened by Mahir Usta.
When Binali Selman was a child,he went to Mahir Usta’s village.Binali Selman was so respectful toward him that,he gave Mahir Usta’s name to his newborn son.Binali Selman improved Mahir Usta’s technique by playing octave sounds fairly,fluently and skillfully.This means that,Binali Selman is an original style with his own discoveries and harmony.
Violinist Zakir is another name with whom Binali Selman performed music.Selman took him as a model and they played timbrel together.Violinist Zakir introduces Binali Selman with violin,and Selman begins to play it. (He plays the violin on his knee-top like violin bow.This style is seen in many regions of Anatolia.By the way,Binali Selman played metal mandolin skillfully.) Over time,Selman said that:”My attitude is kemanvari attitude” .
So to say,Aga Dede is an important source of pieces for Binali Selman.Binali Selman didn’t copy the style of Aga Dede but he made use of Aga Dede’s abundant kinds of Bar.For example; ”the Melek Hanım Bar” which I try to make famous in the late years dates back to Aga Dede.Binali Selman embellished this according to his own interpretation.Aga Dede contributed to Bar folk dance very much.He accepted them as his lifestyle and died in his ”Zığva”,a kind of regional shalwar.The closest permormer to Aga Dede was Aba Müslüm Abay who was a pupil of him and a skillfull performer of Erzurum’s male and female Bars.Aba Müslüm Abay was famous for his skill in playing clarinet and shrill pipe which belongs to Erzurum centre.

It must be remembered that some of our fathers adopted citylife leaving their homelands and they learnt different melodies in big cities.Apart from the names we’ve mentioned above,Mezreli Ahmet can be given as an example.In the same period Karayılan brothers from Kastamonu are also worth to be mentioned.Karayılan brothers brought shrill-pipe and drums which were played in the village squares of Anatolia,to the concert areas such as Küçük Çiftlik Parkı,where Celal Güzelses,Safiye Ayla,Müzeyyen Senar have given concerts since the first years of the Republic.Over years,Binali and Yaşar Selman brothers were called as ”Akyılan brothers” who were younger than ”Karayılan brothers”.
These worthy personalities showed their roles in history,and they passed away.After them,their inheritance became inspiration for the new generation.
In 80s,”the bağlama” became widespread with the enterprises of Arif Sağ,who introduced it with saloon-culture and solo concerts.It’s disappointing that,in those years mey and shrill-pipe weren’t as known as the bağlama.They were performed from father to son.In the following years,after the bağlama mey and shrill-pipe gained importance and in the late years people started to learn and play them.Playing these instruments requires serious effort,listening and learning.The drum,the bağlama and shrill-pipe are the original instruments of Anatolia.They are the earliest and unique instruments of Anatolia so,they deserve much more interest.
There are ones who embrace this interest and carry it like a treasure.Although this people are not listened by many people,they proceeded the interest of the drum,shrill-pipe and the bağlama.For example Mahir Usta’s nephews Dursun Genel(hazani) and Mustafa Genel.The experts who worth to be referred are: Bekir Arıs,Celal Kilik,Haydar Kıran,Merali Değirmenci,Erdal Kıran,Ahmet Meral,Hikmet Selvitop,Aşlale’li Alaattin,Mehmet Aksu,İsmail Tekkol,Adil Vural,Kemal Baylan,Musa Uzunkaya,Kemal Kırmızı,Yusuf Kıran,Yaşar Selman,Yaşar Kara,Dursun Tanışman,Deniz Salman.I thank to all these masters emphasizing my respect.
We tried to create this work respectfully and naturally.Bar folk dance not only belongs to Erzurum,Bayburt,Erzincan and Gümüşhane,but it’s a big garden which encompasses a wide geography.We present a bouquet of this garden to you.Make the most of it.

Dear Friends;
Firstly I want to say hello sincerely.A musician’s love begins when he is five and ten.Taner has been interested in shrill-pipe and drum since his childhood.He listened the antecedents carefully and he reflected their style and larynx in his own works.He developed our rich folklore with his investigations and studies.
With a unique dialect…
When I listen to Taner,I lost myself in thought.He unites us with our fathers’ souls.He makes us remember our hometown.That is,Taner turns into us,we turn into Taner.He makes us feel the spirit of deceased Binali Selman.To sum up,you loose yourself in the deep taste of Taner’s breath and fingers.Glad you exist my brother, I love you.
ÖZCAN TÜRE
Yes Binali Selman is my father genetically.He is the second God that I believe in.God sent him world as a music genius.He is the father of all who have this profession.As well as,Taner Tanışman is my brother.He isn’t different from Binali Selman’s genetical sons.I’m grateful to all fans of my father Sincerely yours.
DENİZ SELMAN